• Arzu Eylül Yalçınkaya

Yeni yıl -zorunlu-düzenlemeleri


B.

Her yeni yıl arifesinde az çok hepimiz hayatımızla ilgili bir kaç yeni düzenleme yapmaya niyetleniriz. Bunların kimi daha çok fizik şartların kalitesini arttırmak  adına gerçekleştirilir: Spor yapmak, sağlıklı beslenmek, detoks uygulamak, kişisel bakıma dikkat etmek gibi. Kimileri ise moda tabirle “farkındalık” adına yapılır: Kaliteli zaman geçirmek, sanat ve kültür hadiselerini takip etmek, kişisel gelişim yöntemlerini kullanmak: yoga, nlp teknikleri, re bir-re iki, vs. Gibi. Bu sene için ben de kendimce “niyet hayır akıbet hayır, inşallah gerçekleştirmek nasip olur” diyerek bir kaç karar almıştım. Kendimce planlar,  ve yeni düzenlemeler yaparken meğer İlahi takdirin de benim üzerimde bazı kararları varmış. Geçtiğimiz hafta içerisinde zorunlu olarak uygulamaya giren, önce mırın kırın etsem de zamanla çok faydalı bulduğum bu ani yaşam tarzı değişimlerinin bazılarını burada paylaşmak istiyorum.

Hersey Newjersey’deki sevgili dostlarımı ziyaretten geldiğim gün başladı. Kapıdan içeri girdiğimde Boston saati sabaha karşı üçü gösteriyordu. O hafta boyunca Newjersey senin Newyork benim bir sürü kapı yaptığım için çok yorgundum. Televizyonu açayım biraz ses olsun, can olsun diyerek, her hangi bir kanalı açtım. Bir yandan uyuma hazırlıkları yapıyor diğer yandan televizyonu dinliyordum. Sonunda farkettim ki ki hep aynı görüntü ve müzik dönüp duruyor. Meğer bir süredir ödemeyi ihmal ettiğim televizyon ve internet bağlantım sonunda kesilmiş. Herşeyin bir sonu olduğu gibi, her gurbetçinin bir bütçe sınırı olduğu gibi, haliyle kablolu yayındaki arkadaşlarımın da bir sabır sınırı var. Durumu anlayışla karşıladım ve iktisadi durumum elverinceye kadar medeniyetin son on yılda hayatımın her anına nufus etmiş olan bu iki kıymetli arkadaşına bir süreliğine veda etme kararı aldım. Heyhat. Alışmışlığın bir çok şeyden beter olduğunu biliyoruz. Biraz sonra aklıma, takip ettiğim dizinin o gün yayınlanan son bölümünü izlemediğim aklıma geldi. Telefonumun internetine sığınıp dizinin ilk yirmi dakikalık bölümünü izlemeye başladım. Aradan beş dakika geçmişti ki, diziyi izlemeyi bırakmadığım taktirde her an çok değerli megabaytlarımın tükeneceği ve birkaç dakika içinde büsbütün internetsiz kalacağım bilgisi geldi. Derhal diziyi bıraktım ve telefonu kapadım. Ya Rabbi, o nasıl bir tecrübeydi. Gecenin karanlığında, karanlığın ürkütücü sessizliğinde, seher vaktinin dondurucu soğuğunda, ben, zavallı Eylül, bir başıma öylece, beş megabaytsız kalakalmıştım. İnternetsiz geçecek günlerin korkulu hayali gözümün önünde canlanırken, dua ederek uykuya daldım.

Sabah kalktığımda yıllardan beri hiç yaşamadığım türden çok değişik bir güne uyandığımı anlayacaktım. Net yok, televizyon yok, akıllı telefonun aklı yok, sosyal ağlar yok; ah.. oradaki arkadaşlar bir bir çekilmiş gitmiş, inanır mısınız samimiyetle bir “like” atacak Allah’ın kulu yok. Hal böyleyken, -nasıl olduysa- hazır erken kalkmışken, oyalanmadan çalışmaya başlayabileceğim aklıma geldi. Epeydir tamamlamam gereken bir sürü iş vardı. Yazılarımdan birini bitirmeye niyetlendim. O sırada gördüm ki, teknolojinin bana başka bir oyunu ve takdir-i ilahinin benimle ilgili başka bir planı daha var. 2008 de aldığım için artık bu yıl okula başlayacak yaşa gelmiş olan bilgisayarımda, emsalleri arasında pek de yaygın olmayan türden bazı değişik özellikler peyda olmuş. Her zaman kullandığım yazı programlarında, kopyala yapıştır, ya da kes yapıştır şeklindeki en temel bir özellik ortadan kalkmıştı. Hayır olsun dedim, bildiğim bütün yöntemleri işlettim. Boşunaydı. Bilgisayarım artık kesmek, kopyalamak ve yapıştırmak istemiyordu. Elma bilgisayarım, bana adeta “dün dündür cancağazım, kopyalayıp yapıştırmayı bırak ve bu gün yeni şeyler yaz bakalım” diyordu. Naçar, ara toplamım izin verdiği zaman kendisini bir doktora götürmeye söz vererek, bu yeni durumu da kabullendim. 

Dramatize ederken biraz abartmış olduğum düşünülebilir. Ama 2014’ün son günleri bu net, televizyon ve bilgisayar yoksunluğu içinde geçti. Önce yoksunluk olarak gördüğüm bu durumun bir kaç gün içinde nasıl büyük zenginlik ve bir lütf-i ilahi olduğunu anlamaya başlayacaktım. Kendi irade ve potansiyelime bırakılsa yıllara yayılacak bir çok hayat tarzı değişikliğini, geçiş sürecinin zorluğunu filan dahi tecrübe etmeden öyle doğruca yaşamaya başlamıştım.

Dedim ya yeni yıl ile ilgili bazı ufak tefek planlarım vardı. Peyderpey, hasbel kader onları hayatıma geçirmeye hazırlanıyordum. O sırada işte “plan yapana kader gülermiş” vecizesi hükmünce, hem kendimin hem melekut aleminin neşesi oldum. Hayatım değişti, değiştirildi ve ben bundan gerçekten çok memnunum. Bu değişikliklerin tezahürleri hem benim için hem de insanlık için çok faydalı oldu ve olacaktır diye ümit ediyorum.

İnternet gidince yakın ve uzak çevremdeki irtibatım son derece askariye indi. İnternet gidince onun sunduğu iletişim imkanları ortadan kalktı ve fakat bir süredir kullanmadığım başka irtibat ve iletişim yönleri açıldı. Kendimle kaldım. Rabbimle başbaşa olduğumu hatırladım. İbadete, Kur’an’a, tefekküre, sanata, müziğe, yazıya daha çok zaman kaldı. Ömrüm bereketlendi ve farkındalığım arttı. İşlerim daha kaliteli olmaya başladı. Bilgisayarımın kopyala, kes, şuraya buraya yapıştır gibi özellikleri gidince de şunu gördüm: artık yazılarımı ve yaptığım işleri neredeyse ilk seferinde sıfır hata payıyla ortaya koyuyorum; ikinci defa üzerinden geçerken düzeltecek bir kaç şey dışında, geriye yalnızca yaptığım işi seyretmenin zevkini kalıyor.

Hayat güzelmiş. Anda olmak güzelmiş. Balkonda oturup akıllı telefonumdan bir şey dinlemek, ya da yeni bir uygulamanın cazibesiyle saatler geçirmektense, yanıbaşımda hışırdayan yaprakların söylediklerini dinlemek, batmakta olan güne göz kırpmak, el sallamak çok daha güzelmiş. Hep güzeldi. Çocukluğumda, ilk gençliğimde, hatta yakın zamanlara kadar.. Unutmuşum. Hatırlattılar.

Bu nedenle, son on yılda hayatımıza giren ve sanki hep oradaymış gibi üzerimizde tahakküm kuran şeyleri bir kenara atmak imkanı verdiği için, ilahi bir müdahele ile elimden alınan (internet, televizyon, telefon) ve hayatımdan çekilen herşey için çok minnettar olduğumu söylemek istiyorum. Halka yakın olacağım derken, beni Hakk’tan ve  kendi özümden uzak düşüren şeyleri bana gösterdiği ve zararlarından koruduğu için Allah’ıma şükrediyorum. Söz konusu kısıtlamaların, yeni yılda ben onları en güzel şekilde kullanmayı öğrenene kadar aynı şekilde devamını diliyorum.

Vesselam..

Eylülcan

Not: Bu yazı evde internet olmadığı için eve yakın bir kafeden neşredilmiştir. 


#Farklılık #insan #Islam #Tasavvuf

0 views
Join my mailing list

© 2023 by The Book Lover. Proudly created with Wix.com