Join my mailing list

© 2023 by The Book Lover. Proudly created with Wix.com

  • Arzu Eylül Yalçınkaya

Mutlu mu olalım yoksa ne olalım?

. Son zamanlarda önüme gelene aktardığım muazzam bir söz var. Filozof demiş ki: “İnsanı iki şey helak eder. Bunlardan birincisi muradına erememek,

ikincisi muradına ermek.”

Kaç gündür tesirinden kurtulamıyorum. Ve önüme gelene bu sözü aktarıp ardından uzun uzun felsefesini yapıyorum. Sohbete yedirebilirsem ne ala olmadı bugünkü gibi doğrudan konuya giriyorum. Hasılı bu lakırdıyı söylemezsem olmuyor, illa bir şekilde dillendireceğim.

İşin aslı sözün etkisi çok kuvvetli çünkü dümdüz bir gerçek: Bu dünyada muradına erdin bir dert ermedin bir dert. İki yolu da az çok görmüş bir insan olarak saadetin hayata karşı geliştirilmiş iradeli/bilinçli bir tutum olduğu kanaatindeyim. İnsan hayat macerası içerisinde türlü şeyler yaşayabilir: ya mesut olacaktır ya meyus. Öyle değil mi? Bu kaderin neticesi midir? Şartların yapılandırdığı bir durum mudur? Şu veya bu şeye mi bağlıdır?

Hayır efendim, mutluluk ya da keder insanın kendi kararına bağlıdır. Kişi nasıl olmak isterse  öyle olur.

İş bu söze delil isteyen arkadaşlar için yazalım, pozitif bilimlerin metodolojisini takip edelim bakalım ne olacak?

Tabiat bilimciler düzenin sebeb sonuç ilişkisi üzerine gittiğini söylerler. Tarih okumaları da bu kosaliti/causality[1] anlayışıyla yapılıyor sanırım. Şu şuna sebep oldu ve bunun sonucu olarak şunlar bunlar oldu ve sonra işler tepetaklak oldu, gibi. Olabilir. Fizikte de hareketin bir sebebi bir sonucu vardır, eşyayı tahrik edersiniz, ona ivme verirsiniz, yürür gider. Bakınız kimyaya.. tepkimenin içine filanca elementi katarsanız şöyle sonuçlanır, falancayı katarsanız böyle sonuçlanır diyorlar. Etkiler tepkileri doğurur ve bilimsel verilere inanan büyük bir çoğunluk tarafından hangi etkenin hangi tepkeni doğuracağı daha anasından doğmadan bellidir. (Bu noktada biraz kaderciliğe kaydım sanırım.)

Birileri bu iddiayı takip ededursun biz rahat durmayanlar da elbet bir şeyler söyleyeceğiz. Di mi ama? Bence tabiat düzenine hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da karşı koyabilme yetisine sahip yegane varlık türü insandır. Efendim, insan, sebeb sonuç ilişkisini istediği yöne çevirme kudretine malik, böyle küçük bir Yunan tanrısı ayarında acaip bir mahluktur. Şöyle ki mesela yemek yeyince doğal olarak doyması beklenir, hakkaten türünün diğer türlerle ortak olan yönlerinden hareketle böyle de olması gerekmektedir. Ancak durum böyle olmaz, söz gelimi yemek yiyen ademin midesi dolar, hatta bu doluluk seviyesi midesinden yükselerek yutak bölgesine kadar da çıkabilir fakat buna ragmen doyma/kanaat hissi gelmeyebilir. Malını mülkünü dağlar kadar yığmış olabilir, biriktirdiğini eritmeye ömrü yetmeyebilir ne var ki bütün bu teminat altında, heyhat beklenen emniyet ve güven hissinden eser yoktur. İstediği makama gelmiş olabilir, bunun sonucu olarak mutlu olması ve rahatlaması beklenir ama insan bu işte.. kendisine tevdi edilen o makamı kaybetme endişesi nedeniyle yastığa koyduğu başında huzur yoktur. nice yıllar sonra muradına ermiş, arzu ettiğine kavuşmuş olabilir ama eşki heyecanı kalmadığı için aradığı bu kavuşma onda mutluluk halini doğurmaz. Tadı tuzu yoktur.

Öte yandan yine aynı insan türünün bir başka ferdinde sebebsiz ve yersiz mutluluğa rastlarsak ona da şaşırmayalım. Elindeki son meteliği bir ihtiyaç sahibine verip sabaha Allah kerim diye, huzurla uykuya dalan temiz bir delikanlı da yine bir ademoğludur. Kendi nail olamadığı bir nimete filancaların oğlu erişince “mübarek olsun, daim olsun” diye dua eden de yine bizdendir. Sahip olmadığı için kaybetme endişesi olmayanlar ve yokluğun sefasını süren bahtiyarlarda aynı insanlık ailesindendir. Sevdiğini ele verip muradından ayrı düştüğü gün, “muhabbetleri daim olsun, onlar mutluysa benden mutlusu yoktur”, diyen aşıklar da yine bu toprağın bereketi ve mahsulüdür.

*

Elindekiyle bedbaht olan,

varlık içinde yokluk çekende aynı insan; yokluk içinde neşe ve tad bulan da yine aynı insan.

Diyeceğim o ki, bunları düşününce mutluluğun az çok bir seçim ve irade meselesi olduğunu görüyor insan.

Bir irade ve bir niyet işi.

Mutlu adam her halü karda mutlu, her zaman şanslı ve bahtlı.

Onun sebep sonuç zinciriyle; karla zararla ilgisi yok.

Ötekisine gelince işte filozof bu sözü o kardeşime söylemiş, demiş ki:

(Helak olmak isteyen )

“Adamı iki şey helak eder: birincisi muradına erememek; ikincisi muradına ermek.”

Haydi bakalım.

Bu gün de lafı buraya getirdik ya çok şükür

Yarına Allah kerim.

[1] Sebep sonuç ilişkisi üzerine

1 view