• Arzu Eylül Yalçınkaya

Çocuktan/Masumdan Al Haberi

B.

Çocuktan al haberi

Çocuklara ve çocukluk âlemine ayrı bir sevgim ve merakım var. Bir süre önce bu dünyada bulunmayan bu sevimli küçük insanların, sözlerini ve hareketlerini büyük bir hayranlıkla takip ediyorum. Zamansızlık ve vücudsuzluk âleminde, sırf zevkten ibaret bir hayatı bırakarak, ete kemiğe bürünüp bu dünyaya geliyorlar. Çok geçmeden dillenip konuşmaya başlamaları ise Allah’ın bir mucizesi gibi. Ondan sonra bir “çocuktan al haberi” faslı başlıyor ki, her günü ayrı bir hadisedir. Ancak ilk dört-beş yıl madde dünyasının ve onun gerektirdiği şeylerin tesirinden uzak yaşadıkları için, henüz dile gelmiş bir çocuğun söylediği şeyler bizimkilere pek benzemiyor. Biz akıllı usturüplu laf söylemek adına , hakikati orasından burasından biraz kırpıyoruz. Onların sözleri ise aklın ve artık yetişkin olmanın gerektirdiği her türlü kısıtlamadan  uzak tespitler oluyor.

Sanırım  yine aynı sebeple, onların konuşmalarında  ruhun ve insanlığın gerçek sesini duyuyorum.

Şu sıralar yakınlarımda bulunan  küçük bir prensesten de hemen her gün böyle orjinal ve güzel tespitler duyuyoruz. Bir kaç cümleyi aktarmak isterim:

Geçen gün eve dönerken, küçük prensesin acelesi üstündeydi. Sanırım bir an evvel eve gidip İpad’iyle oynamak istiyordu. Annesine: “Annecim, daha hızlı lütfen” diye seslendi. Annesi onu kırmayarak, biraz hızlandı. Sonra aceleci ses ısrar etti: “Please more”, lütfen daha hızlı. Annesi hızlanır gibi yaptı ama bir süre sonra yine aynı nidayı işitince, dayanamayarak “daha ne kadar hızlı gidebilirim kızım” dedi, “bundan ötesi artık uçmaktır. Uçmamızı mı istiyorsun?” Cevap son derece olumluydu: “O halde uç.”

İki yetişkin olarak bu noktada takıldık kaldık. “Uçmak mı” dedik. “Bu imkansız”

Fakat talebin sahibi genç ruh engel tanımıyordu. Annesine “tabi ki yapabilirsin” dedi. Peki bu nasıl olacak diye sorduğumuzda, bize konuyu –ingilizce-şöyle izah etti:

  1. Öncelikle kendine inanmalısın.

  2. İkinci olarak da Allah’a güvenmelisin.

İşte o zaman uçmaman için hiçbir sebep yok.

Açıkçası ben bu izah ile tatmin oldum. Ama her iki şartı da içimde bir lahza şüphe duymadan yerine getirmemin mümkün olmadığını bildiğimden, en azından şu sıralar uçarak eve gidemeyeceğimi biliyorum. Beş-altı yaşındaki bir çocuğun bu özgür düşüncesi beni çok etkiledi. İnsan denen varlık aslında çok büyük bir imkan. Fakat zaman içinde ezberlediğimiz ve aklımızın bize telkin ettiği “olamazlar, yapamam-lar, imkansız-lar” bizi atmak istediğimiz adımlardan uzak tutuyor.

Bunu anlatırken aklıma İstanbul’da yaşadığım benzer bir hadise geldi. Akşamları, atıştırmak için birşeyler almaya gittiğim bir kuruyemişçi vardı. Yine bir akşam o dükkana gittiğimde, tezgahın arkasından babasına eşlik eden beş yaşlarında bir erkek çocuğu ile karşılaştım. O günkü maçın heyecanıyla babası ve bir başka müşteri çocuğa  “En büyük … filanca takım” demesi için ısrar ediyorlardı. Çocuk onları kırmadı söyledi. “En büyük … takım”  dedi. Futbol takımları için söylenen bu cümleden evvelden ezelden haz etmem, ama tabi meseleye karışmadım. Aradan bir zaman geçti çocuğa yine aynı şeyi tekrar etmesi söylendiğinde, önceki gibi ileri atılmadığını farkettik. Çocuk susuyordu. Israr edildi: “Söylesene oğlum.” Bir haksızlığa uğramış olduğunu hissediyor, masumluğundan istifade edilerek oyuna getirildiğini anlıyordu. Fakat bunu anlatacak kelimeleri olmadığından ne yapacağını bilmez bir halde kasıldı kaldı. Bir hamle yapmaya hazırlandığı belliydi. Gereken ilginin uyanması için biraz daha bekledikten sonra çocuk ağzını kocaman açarak “En büyük Allah işte.” “Allah işte” tamam mı diye bağırmaya başladı. O zamanki heyecanımı anlatamam. Ben: “Helal olsun be oğlum” diye çocuğa destek olurken, dükkanın sahibi ve diğer müşteri doğru söze ne denir gibisinden bir bakışla,  başlarını önlerine eğdiler.

Çocuktan al haberi, işte böyle bir şey olmalı.

Ama işin hakikatine gelince, asıl çocuk ruhlu ve temiz olanlar , kâmil insanlar. Onlar bu dünyanın kirlerine hiç bulaşmadıkları ve aklın kayıtları onları bağlamaya yetmediği için, ruhları her an ezel aleminden haber işitiyor ve oradan aldıkları ilhamla söz söylüyorlar. Vücud ve akıl kayıtlarıyla sarılmış canlar, fazlasıyla hantallaşmış olduklarından kimi zaman o güzellerin sözlerini işitiyor ama anlayamıyor.

Ancak, kamil insanlardaki safiyeti ve çocuk masumiyetini hissedebilen bazı zinde ruhlar ki,

onlar Hakk’ın “masum”una kulak veriyor

onu dinliyor

ve o masumun diliyle

mana aleminden bir haber

ve  feyz

alıyorlar.

Heman Allah bu zinde ruhlardan olmayı nasip etsin, amin.

16 views0 comments

Recent Posts

See All